aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Şubat 2010

The Ex Files 2 :"Wrath of The Eski Sevgili"

Öncelikle "The Ex-Files" postumu uzunluğuna rağmen okuduğunuz ve bir sürü yorum yazdığınız için teşekkürler.Bu post,saptamalarla dolu bir post olmayacak ama güleceksiniz bence =)
Yukardaki karikatür üstüne alınan tüm eski sevgililere(hepimiz birilerinin eski sevgilisi değilmiyiz ki?) hediyem olmakla beraber postumuzu tamamlayıcı bir özelliğe sahiptir.Aşağıdaki tüm herşey ise ekşisözlük'teki "eski sevgili" başlıklarının isimleridir.Hiç üşenmedim tek tek adı en güzel olanlarını seçtim.Çoğunun içeriği hakkında fikrim yok.
Her şey siz sevgili okurlarım için ama bunu yapmaya uğraşırken baya güldüm o ayrı :D
İçeriklerini okumak isterseniz sadece üstüne tıklayın =)

----

açılın ben eski sevgiliyim
aslında hangimiz eski sevgili degil ki
bir facebook profili olarak eski sevgili
askerlik yaparken eski sevgiliyle karşılaşmak
atmaya kıyılamayan eski sevgili
bim'de eski sevgiliyle sevişmek
ekşi sözlük eski sevgili itlaf ekibi (Lazım valla.)
eski sevgili çocuk bahcesinde (Ayşegül parkta gibi)
düğün pastasından eski sevgili çıkması
eski sevgili düğününde ağlayarak şakşuka oynamak (WTF?)
eski sevgili ile berber fil (O da güzel)
eski sevgili ile yumak olup sabaha pişman olmak (Olur öyle)
eski sevgili resimli tuvalet kağıdı (Girişimcilik örneği :D)
eski sevgiliden bonservis istemek (Prensipte anlaştık...)
eski sevgiliden hata mesajları almak (Bilgisayar mühendisidir o.)
eski sevgiliden yeni sevgiliye büyük meme eğilimi (Hmm...)
eski sevgililerden halay ekibi kurmak
eski sevgilinin ağzına lokum sokup ezan okumak (Muhahah..)
eski sevgilinin arkasındaki adamı çello zannetmek
eski sevgilinin dark side'a geçtiğini öğrenmek
eski sevgilinin dışkısını sodalı suda bekletmek (Mavi ekranı verdim.)
eski sevgilinin düğününde halaybaşı olmak (Yaparım bilirsin :D)
eski sevgilinin itfaiye haftasını kutlamak
eski sevgilinin memelerimi soran oldu mu demesi (???)
eski sevgilinin nazgul olması (LOL)
eski sevgilinin üstüne kolbastı ekibiyle taşınmak (Anlam veremedim ki.)
eski sevgilinizi getirin siz de kurtulun biz de (evet!)
eski sevgiliye cezve girmesi
eski sevgiliye likörlü minibüs zirvesi (Nası bi zirve bu?)
eski sevgiliye memelerini özledim diye mesaj atmak (Oeh)

Ve bitirirken tüm eski sevgililere Sezen Aksu'dan gelsin:

"Her ayrılık bir vurgun değmeyin yaşlarıma;
Benden selam söyleyin bütün aşklarıma =) "

hehehehe :)

02 Şubat 2010

Büyümek

Hep çocuk kalsak olmuyor mu?

Büyümek ne garip şey.Üstünüze yavaş yavaş bir sürü sorumluluk binmeye başlıyor.Yavaş yavaş büyümeye alıştırmıyor hayat sizi,alışmasanız da zorluyor.Bir gün bir şey yapmak zorunda kalıyorsunuz hiç istemediğiniz halde,diğer gün "-mış gibi" yapmanın güzelliği öğütleniyor.Ne kadar samimi görünerek "-mış gibi" yaparsanız o kadar güzelsiniz.Korkutucu.

Bilmiyorum fark ediyor musunuz ama büyüdükçe o çocuksu mutluluk ta kayboluyor yavaş yavaş.Hangi mutluluktan bahsettiğimi belki şöyle açıklayabilirim.
Düşünün ve orta okul yıllarını hatırlamaya çalışın,hani şu cuma gününün son dersi vardır ya,ertesinden bayrak töreni gelen.Onun bitmesine 5-10 dakika kalır hani.Yavaştan toplanmaya başlarsın.Hafiften bi heyecan olur.Aslında küçücüksündür yapacağın başka bir şey yoktur haftasonu öylece aileyle oturmaktan başka ama haftasonu 5 dakika uzağındadır ve mutlusundur.İşte o içi içine sığmayan,kalbin arada bir heyecanla atmasını sağlayan nedensiz mutluluktan bahsediyorum.
Bunun çeyreğine bile razıyım.Bir şeyler için içimin içime sığmamasına,iple çekmeye hasretim galiba.

Kenan Doğulu Rüzgar şarkısında "Bizim bayramı çocuklara devredeli,çok düşünür olduk.Bizim tarih eskidikçe çok kasılır olduk." diyor.Gerçekten de öyle.Kafamı bir şeylere takmamayı,bir şeyler için endişelenmemeyi istiyorum.Öyle zor ki.Yavaş yavaş yiyor insanı.Üstelik bu olayı anlattıklarınız da suçluyor sizi bu kadar endişelenip düşündüğünüz için.
İşte sanırım insan tam olarak bu raddede zengin koca bulup evlenip gitmeyi düşünüyor.
Herhalde her gün zengin kocama ne yemek yapacağımı bu kadar düşünmezdim.

Beni tanıyan bir sürü insan var bu blogu okuyan,biliyorum ki aklınızdan "Amaan sen de düşünüyorsan...Ben hayatımda böyle rahat insan görmedim." diye geçiriyorsunuz ama öyle işte.

Hem bir de şu var.Eskiden sizi sevenler severdi,sevmeyenler sevmezdi ve bunu kabullenirdiniz.Sevipte söyleyemedikleriniz,sizi sevipte söyleyemeyenler veya sevmediğiniz için sizi suçlayanlar yoktu.Yaşıtlarınız da minikti.Sevdiğiniz insana oyuncağınızı kullandırırdınız sevmediğinizin oyuncağını alıp camdan aşağıya atardınız mesela.

İşler büyüdükçe bedenler oyuncak oluyor.Sevdiğinizde sizden bedeninizi kullandırmanızı bekliyorlar ve karşınızdan siz de öyle bekliyorsunuz.Ola ki siz sevdiniz o sevmedi,bunun için suçluyor,belki de zorla sıkıştırıyorsunuz onu.Tersi de aynı şekilde.Sevince bedenini alamadığınızın kalbini,ruhunu almaya zorluyorsunuz.Parçalıyorsunuz bazen,hepsi olamazsa oyuncağın bir parçasını alayım diye.Hep haklı siz oluyorsunuz,hep haklı onlar oluyor.Ortak payda da buluşmak ise neredeyse imkansız.

Ha bir de rol meselesi var.Diplomatik olmak zorundasınız.Yolda görseniz üstüne kullandığınız peçeteyi atmayacak kadar düşük gördüğünüz insana tebessüm etmek,arkanızdan dediklerini bilseniz de yutmak zorundasınız zaman zaman.Hatta beraber çalışmak zorundasınız.Çünkü çıkarlarınız vardır karşılıklı.Ne kötü.Oysa ki çocuk olsak saçını çekip tekmeyi basardık...gerçi ona bile değmeyen inanlar var ama...Neyse...

Büyürken kırdığım,üzdüğüm,sevilipte sevemediğim,sevdiğim ve sevilmediğim için acı verdiğim herkesten aleni bir özürdür bu.Bugünden başlayıp ilk kırışıma kadar herkesten bir sürü özür dilerim.
Beni affedin.Sadece büyüyorum...

Aaa evet dostlarım(bkz. Bay J),bu günün buruk acımasız gerçekleriydi bunlar.
İtirazı olan?


29 Ocak 2010

The Ex-Files*

Aşağıdaki post über-uzun bir posttur.Uzun derken...Cidden uzun ama okumaya değer bence.
Enter at your own risk canlarım.



* Bir sex and the city bölüm adıdır bu.Bir anda aklıma geldi,yazımın başlığı oldu.

Bugün ilişkilerin hayat döngüsünden bahsedeceğiz.İlişkimiz ,tıpkı maddenin halleri gibi gibi ,genel olarak 3 evreden oluşur.
Bunlar:

-Tanışma
-Kaynaşma
-Ayrılma 'dır.

Bunları özet bir biçimde öğreneceğiz.(ki aslında bilmeyenimiz var mı?)

Tanışma Evresi : İlgili dişi ve erkek kişilerimiz karşılaşır.Bu karşılaşma anında hemen Eros'un oklarını popoya yemeyebilirler fakat ,bir ilişki başlaması için taraflardan bir taraf az çok oku(veya ayvayı..)yemiş olmalıdır.O kişi yavaş yavaş gün içinde durup dururken diğer kişiyi düşünmeye başlar,bu basit düşünceler zamanla olayı kankalarla paylaşmaya ve cesaret toplamaya gider..

Kaynaşma Evresi : İşte insana hayatın güzelliğini hissettiren,yanakların pembe,cildin parlak,gün ışığının pasparlak olmasını sağlayan o bölüm."Aşk" denilen garip şey insanın tüm bedeninde gezer.Bu kısımda kankalar ve etraftaki uygun olan olmayan herkes aşık olunan kişinin "muhteşemliğinden" haberdar olur.Hatta iki laf edilemez aşık kişiyle,sürekli "o"'na bağlar lafı.
Yerli yersiz,"Buna baktım aklıma sen geldin" kabilinden hediyeler alınır.Bir ilişki başlar ve mutlulukla devam eder.Gönül ister ki bu mutluluk ömür boyu sürsün...Hatta hiç ölünmesin hep sürsün ama insan garip tabiatlı bir canlı.Her zaman olmuyor her istenen.Her güzel şeyin ne yazık ki bir sonu ve tatlı tatlı yemenin acı acı yellenmesi vardır.(Ay sanki son benzetme pek romantik olmadı, aman neyse ama ana fikri güzel yansıtıyor hehe) ve çeşitli nedenlerle sona yaklaşılır.

Ayrılma Evresi : Evet geldik o kimsenin sevmediği bölüme.Kim neden sevsin ki? Unutmamak lazım ki hayat dengeden ibarettir.Her aşırı mutluluğun bir aşırı mutsuzluğu vardır.Gün geldiğinde o tapılası "aşk" gelir ve kaynaşma evresinde verdiği tüm ekstra mutluluk ve enerjiyi kişinin ruhunun kocaman bir parçasını da alarak götürür.
Bu evrenin kişi üzerindeki en belirgin etkileri bilimum alkol şişelerinde balık olma isteği,kendini oradan oraya savurma,ağlama ve histeri krizleri,derin derin düşünceler,yanlış olan herşey ayan beyan ortadayken hala "Ama aslında herşey çok güzeldi...Nasıl da bozuldu,gerzeğim ben."fikirlerine girmektir.
Ayrıca kişiyi umursayan ve onun iyiliğini isteyen insanlar onu teselliye uğraştıkça onlara "Siz iyisiniz ama beni anlamıyorsunuz.Anlayamazsınız..." tarzından cevaplar vermek,gene de onların varlığına,bakımlarına muhtaç olmak en belirgin özelliklerdendir.Acı büyüktür,acı çoktur ve acı iğrençtir.

Soğuma Evresi : Bu kısım ilişkinin ana evrelerine dahil olmamakla birlikte ayrılmayı takiben gelir.Acı yavaş yavaş diner.Ruh karaciğer gibidir,büyük bir kısmı alınsa dahi çoğunlukla zaman içinde iyi bir bakımla kendini tamir eder,bazen alınan derslerle eskisinden bile daha iyi olur.Bu evrede en önemli şey "Zaman"dır.Kişi,yavaş yavaş ayrılma evresinde kendisine öğütlenen "Sakin olmak ve zamana bırakmak" eyleminin geçerli ve yapılabilinecek tek şey olduğunu kavramıştır.Hak verir ve edepli bi biçimde arkadaş ortamında "Hacı size de ne çektirdim be...Sağolsun ya iyi ki varsınız. "Bros before hoes.muhhaha" gibilerinden bir şeyler diyerek kendisini çeken kankalarından verdiği rahatsızlık için özür diler.Arkadaş çevresini genişletir.Aferindir ona.Yapılması gereken budur.

Bu evre tamamen sona erdiğinde kişi bu döngüye tekrar girmeye hazırdır.Bu iyi bir şey midir,kötü bir şey midir bilemeyeceğim ama ilişkiler ve döngüleri bir insanın hayatını döndüren şeydir.Tüm o şarkıların yazılma sebebidir.Kişinin gün gelip "Sorma neden niçin.Her şey yalnızlıktan.Bak, güzel bir gün ölmek için" diyip ardından "Günaydın sevgilim,ne güzel bir gün değil mi?" diyebilmesinin sebebidir.

Ve geldik opsiyonel bir evreye.

Ex-Aşkım Bana Neler Ettin Evresi : Bu evreye bazı durumlar zorlanmadığı ve kişi tetiklenmediği sürece girilmez.Girildiği zaman ise bu evre kişi o anda hangi durumda veya hangi evrede olursa olsun o kişiye girer.Genelde bu evreye eski sevgili başına 1 kere girilir.Aynı eski sevgili yüzünden 2 kere bu evreye giren görülmüşse de bunun karşılaşılma olasılığı azdır.
Evre, kişinin normal hayatına devam ettiği bir günde ortaya çıkar.Kişi bir şekilde ayrıldığı,zamanında bir döngüyü paylaştığı diğer kişinin hayatına devam ettiğini ve yeni döngülere pek tabi ki de gireceğini bildiği halde bunu içten içe umursamamakta,reddetmekte ve aklına getirmemektedir.Fakat gün gelir,aklından çıkarıp attığı şeyi uygulamalı olarak karşısında görür veya duyar.Ne şekilde ortaya çıkarsa çıksın ana özelliği beklenmedik olmasıdır.

Bu yakın bir arkadaşın gelipte "Dün X'i gördüm,yeni sevgilisiydi heralde yanındaki.Pek bir sarmaş dolaşlardı." demesiyle,Facebookta görülen "seviyorum ulan" temalı herhangi bir güncellemeyle veya herhangi bir ortamda kişi,kişinin eski sevgilisi ve eski sevgilinin yeni sevgilisi üçlüsünün burun buruna gelmesiyle oluşabilir.
Evrenin kişi üzerindeki etkileri o köprünün altından geçen suların debisinin miktarına,ilişkinin derinliğine,ayrılınırken alınıp gidilen ruh parçasının hacmine göre değişir ve ne yazık ki kesin miktarını belirlemenin yolu yoktur.
Bu evrenin etkileri en yüzeysel olarak kişide anlık bir burukluk ve ardından iyimserlik("Ne güzel günler geçirmiştik...*buruk gülümseme*Neyse ya,herşeyin en iyisi onunla olsun.) veya en derine doğru kişiyi ayrılma evresinin ortalarına uzanan herhangi bir yere tekrar çekmeye ("Ah Necla...Allah kahretsin..Biz birbirimize mecburduk anlıyo musun?? Nasıl terkettim,nasıl kapı orda çık git dedim sana mühühüe") kadar ulaşabilir.

Evet en özet haliyle "Aşk" dediğimiz durum budur.Bugün bunu yeterince kavramış olduk.

Size önerim,tanışma ve kaynaşma evresi ne kadar güzel olursa olsun her zaman bunun dengeleneceğinin ve o güzelliklerin size eninde sonunda gireceğinin bilincinde olmanız,bu yüzden o bilinçle mutluluğun sonuna kadar tadını çıkarın.Uzatabildikçe uzatın o güzel evreleri.
Bir de duygusal bir insansanız çok ilişki yaşamamaya,az,öz ama uzun yaşamaya bakın.Çünkü bitiriyor o ayrılma-soğuma evreleri duygu insanlarını(kendimden biliyorum,yazık etmeyin kendinize)

Pek tabii bu yazdıklarım başlayan ve biten ,normal seyrinde devam eden ilişkiler içindir.Evliliğe giden ilişkileri istisna olarak aldım.O tamamen ayrı bir yazıdır fakat hayatımda hiç evlenmediğim için yorum yapabilicek durumda olduğumu sanmıyorum.

Bitmeden önce söylemeliyim ki yazının ana sebebi etrafımda yeni bir aşka yelken açan,1-2 yıllarını doldurmaya giden,yeni ayrılan," ex-aşkım benim ağzıma sıçtın sanki" ve "ex-aşkım hep mutlu olsun" evrelerine giren insanların sayılarının bu aralar artmasıdır.

Kendinize İyi Bakın,Başka Kimse Bakmıyor Çünkü
Afush

10 Ocak 2010

All those "Couple"s Shit....Really Wears Me Off!!

Öncelikle söylemeliyim ki ben aseksüel filan değilim,arıyor da sevgili bulamıyor ondan böyle bu bitchy tavırlar da denemez benim durumumdaki birine (bu arada FYI/for your info bitchy: cadaloz manasına gelir orospu değil) çünkü öyle bişiy yok,ayrıca kimsenin sevgilisiyle,aşkıyla,mesudiyetiyle,zengin kocasıyla,kokoş karısıyla filan alıp veremediğim yok.
Aşağıda bahsettiğim hatayı biz de yaptık, lise çağında.Sonra kestik ama artık gene aşk sorhoşu olup zaman zaman yapsakta belli raddede duruyoruz,zeka ilerledi çünkü.Ergen değiliz,saçmalamıyoruz artık.Bunu bi söyliyim de...

Benim derdim dağa taşa,twittera,facebooka,msn nickine,bloguna,kişisel iletisine,oraya buraya,dünya üstünde eline geçirebildiği her yere sanki bulunmaz hint kumaşılarmış gibi senkronize biçimde aşkını yazan kişilerle.Ya kimsenin aşkını ifade etmesine bişiy dediğim yok,olamaz da zaten ama bir değil iki değil bi süre sonra aynı kişinin aynı olayı sağa sola sanal haykırmalarını gördükçe sinirlerim atıyor.O kadar seviyorsan gidin bunu fiziksel olarak yaşayın ya da açın telefon konuşun ne bileyim.Bize söyleyeceğine sevgiline söylesene?

Bıktım ben yandan sürekli "X seni çooaak seviyoruaaaam" diye çıkan "MSNde online oldu" alertlerinden,twitterda "Sevgilim bana bunu almış bakıııaaan ahanda resminin linki(ki bu 21 yaşında birine alınmış dandik bi oyuncak ayı..WTF???)" twitlerinden,facebookta sevgilisiyle olan ve muhtelemelen çekildikleri 28736482734 ve güzel çıktıkları 3 resimden biri olan bir resmi 156 farklı photoshop efekti ile teker teker ve kah uzaktan,kah profilden,kah sadece yüze zoom şekilde kesip koymalarından.Bide altına bunların kankaları bilmem neleri tarafından yazılmış on yüz bin milyon tane yorum....
Çoğu "Kankaa süper çıkmışsınız.","Ay çok şekersiniiz benim de X le fotomu gördün müü,aşkım benim ya hep güzel çıkar o ,ne tatlı çıkmışız di mi?"(rol çalmaca),"Yengee bak kaçırma bizim oğlanı elinden eki eki." tarzında pek orjinal yorumlar.

Bunları görmemenin yolu yok mu? Tabiki de var.Twitter'da unfollow,Facebook'ta sil veya güncellemeleri sayfamda gösterme,Msnde sil+engelle iyi tamam da.Herkes mi kafayı "Dünya alem sevgimizi görsüüün ehehe.. olmayanlar rakılaı açsın ağlasn bence..ehehehe öyle çok seviyorum kiyyy" ile bozar?
Mesela ben bu kişilerin hepsini bir gruba topladım msnde,listemin nerdeyse yarısı tek gruba toplanmış oldu.Bir kısım zevzeği sildim zaten,diğerlerini "Yok canım bi seviyeye kadar normal şeyler bunlar" diyerek bıraktım ki bunlar ya aylardır değişmeyen sevgili isimli kişisel iletilerden oluşuyor ya da abartmıyorlar durumu efendi efendi mutlu oluyorlar kendi alemlerinde.

Burdan tüm insanlığa sesleniyorum:
"Sevgi güzel bişiydir,birine aşık olursun çıkmaya başlarsın ama sevgili senin sevgilindir,sanal alemde bir şekilde listelerinde bulunduğun insanların değil.Sadece senin.Sen bünyende artan adrenalin hormonundan dolayı dışardaki yurdum oğlanı olan sevgilini Johnny Depp'e, kız arkadaşını Victoria's Secret mankenlerine benzetiyor olabilirsin.Ama biz,ikinizle de ilgilenmiyoruz.En azından bi şekilde birey olarak ilgilenmişiz ki listemize girebilmişsin ama çift halinizdeki mutluluğunuz ancak belli bi seviyeye kadar umrumuzda.
Bunun yanısıra über güzelsiniz,aman allahım ne kadarrr da yakışmışlaaar filan da demiyoruz o fotolara baktıkça.Zaten her normal çift kadar yakışıyorsunuz,daha fazla değil.Romeo ve Juliet değilsiniz.Kaldı ki böyle ilanlardan sonra (min.2 max 6 ay) ayrılıp hepsini silip 1 ay sonra gene dağa taşa yazmalara başlıyorsunuz yeni sevgilinizi.Bıktık sizden. Dağılın şimdi."

Düşündüm de,gözümde şunlarla birler valla http://salihande.blogspot.com/.

Biliyorum abarttım biraz da,bıktım kendilerinden ziyadesiyle.Allahım hepsine akıl fikir ver.Teşekkürler.


"Size baktıkça kendimi daha çok seviyorum."-Narcissus
Narcissus by Michealangelo 1598

Dediklerimden kıssadan hisse çıkarmayan ve sadece "Amaan kıskanç kaltak" diyenlere gelsin bu güzel resim.Peşinen.

27 Aralık 2009

Custom Made Men - Kişiye Özel Yapım Erkekler

Aslında yukarıdaki resmin konuyla çokta alakası olmayabilir.Sadece ucundan azcık alakalı olduğu ve çok sevdiğim filmlerden birine ait olduğu için orada(Film: The Ugly Truth)

Kadınlar kötü adam tipli erkeklerden hoşlanırlar denir.Hani şu çapkın,gecelerin adamı,geçmişinde bir sürü kız olan,tehlikeli,karı kız,kumar vs herşeyle alakası olan kısaca "iyi bir koca adayı" olmayan tüm erkeklerden hoşlanma potansiyelimiz olduğu düşünülüyor.

Yanlış!!

Aslında tek derdimiz sanat! Evet garip geldi kulağa böyle diyince biliyorum.Leonardo Da Vinci bile bir heykel yapmadan önce o mermerin içindeki muhteşem sanat eserini gördüğünü ve sabırsızca işe koyulduğunu söylemiş.Biz de böyleyiz.O mermer bloğun yani kendini bir şey sanan özgüven manyağı adamın içinde çok şahane bir heykel görmekteyiz,yani "İdeal Adam" heykelini.
Kadın,ola ki o mermer blogu sahiplenebildiyse,vakit geçirmeden çalışmaya başlar sanat aşkıyla."Onu giymesen bunu giysen..","Siz hep arkadaşlarınla böyle playstation oynuyosunuz,sen PES'i benden daha çok seviyosun heralde?","Hadi gel Mango'da yeni sezon varmış.Sen şimdi sıraya gir ben bişiler kapıp gelicem" gibi küçük dileklerle o erkeği baştan aşağıya değiştirir.Mermer şekillendikçe keyif alır.Erkek bir erkeğin bilmesinin gereksiz olduğu konularda fikir sahibi olmaya başladıkça,hanım kişimizin isteklerini o söylemeden bildikçe,o hanımın içindeki "ideal erkek" oldukça hanfendi mutlu olur.Daha yontulmamış kısımlara bakıp daha bir hırsla başlar çabalamaya.
Taa ki,
O erkek tam bir sanat eseri oluncaya kadar.Tıpkı bir sanatçı gibi,yaptığı bitirdiği heykele hayran hayran bakar ve kenara koyup izler.Kıskanır,herkese gösterir,herkesten sakınır.Hayatının merkezine koyar.
Ama sadece Başka bir mermer bloğu ve içindeki heykel potansiyelini görünceye dek.

Başka bir heykel çalışması,yeni bir tutkulu aşktır ve eski heykelin elden çıkmasını gerektirir.O eski heykel yani "ideal erkek" başka bir kadın için o kadar da ideal değildir,hala pürüzlü yerleri vardır,bazı yerleri yeterince simetrik değildir.En baştan tekrar çalışmaya başlar o da aynı erkek üstünde olan erkeğe olur.kendini yeniden bir sanatçının ellerine bırakır.
Ve bu böyle gider.
En sonunda,eğer herkesin onu tamamen kendi istediği gibi yontmasına izin verirse her tarafı şekillendirilmiş ama aslında bütüne bakıldığında şekilsiz ve mutsuz bir mermer yığınına dönüşebilir.
Bu kötüdür tabii.

Ufak bir tavsiye beyler,evet karşınızdaki bayanın gözündeki ideal erkek özelliklerine sahip olmak can yakmaz hatta onu mutlu eder ve iyi bir şeydir bu.Fakat onu elinde tutmanın en temel ve aynı zamanda en zor yolu ideal erkeğe yaklaşmak ama asla tam bir ideal erkek olmamaktır.Sizi rahatsız etmeyen özellikleri,kaldırabildiğiniz kadarını
alın ama orda bırakın işte.

Bir anlamda göster ama elletme gibi bişiy :)

Bu da bugünkü acı gerçeğimizdi,itirazı olan? :)

17 Ekim 2009

Barbie Modayı İyi Bilir..




Mattel firmasının sarışın fıstığı Barbie bu yıl 50.yaşını kutladı.Her yıl geçirdiği estetik ameliyatlar ve botoksları sağolsun 30 undan bir gün almış bile görünmüyor.

50 doğum gününün şerefine kendisine 1 yıl boyunca eşlik edecek profesyonel ve oldukça ünlü bir designer tutmuş.Hiç şaşırmadığım üzere bu ünlü modacı benim de ultra bayıldığım kırmızı tabanlı ayakkabıların yaratıcısı Christian Louboutin*tap tap tap* *salute*

Anlaşma kapsamında Loubotin 1 yıl boyunca Barbie'ye kırmızı tabanlı güzel tasarımlarını ve çeşitli aksesuarlarını sunacak ve kendisinin vaftiz babası olarak anılacakmış.
Ayrıca yeterince parası olan gerçek insanlar için Barbie pembesi bir kaç ayakkabı ve kıyafette tasarlamış.

Alttaki resimde Mr.Louboutin ile saçını kızıl tonlarına boyatmış Barbie'yi görmekteyiz.




I dunno why but that slut always gets the best of everything!
Ken was something but those shoes are something heavenly..

Barbie ile ilgili anlamsız üç bilgicik:

*Barbie gerçek bir bayan olsa idi ölçüleri 99-45-83 olurdu.
*Barbie tam 50 yıldır 35 yaşında ama hiç göstermiyor.
*İlk Barbie erkek müşteriler için tasarlanmış bir sex toy idi ve adı Lilli idi.Üstelik Barbie Amerikalı olmasına rağmen Lilli Almandı.
(Bunu ailelerimiz bilseydi kız çocuklarına Barbie almazdı bence..)


Benimle ilgili anlamsız bir bilgicik:

*Kırmızı tabanlı bir Christian Louboutin Mary Jane ve Very Prive için ruhumu satabilirim.Resmen takıntı oldu bende.
Mümkünse evlenme teklif edecek olan yüzüğü boşversin ayakkabı ile gelsin.Mr.Big'den ilham alın!

12 Temmuz 2009

Bir Pazar Sabahı ve Aşk' a dair bir yazı

Bu sabah olağandışı bir pazar sabahı değildi,uyandım yatağımı topladım ve ailemle Çeşme'de ikamet eden yazlıkçı ailelerin çoğu gibi yerlilerin öğle yemeklerini ısıttığı,salataların doğrandığı vakitte kahvaltıcıya gittik.
Orada yemeklerin gelmesini beklerken elime Vatan gazetesi geliverdi.Öylesine karıştırmaya başladım,ilgimi ne çekerse..İclal Aydın'ın "Hayat Güzeldir" isimli köşesinde yakında çıkaracağı kitabından alıntı yaptığı bir bölüm vardı.Alıntıyı çok beğendim ancak kitabın adından bahsetmemiş olduğu için buraya yazamıyorum.Tek bildiğim Temmuz sonu gibi Epsilon Yayınları'ndan çıkacağı.
O güzel alıntıyı üşenmeden bloguma geçirdim,aşağıda.Boldla yazılmış kısımlar yazarın kendisinin de köşesinde boldla yazdığı kısımlar.Değiştirmek istemedim.Tüm hakları kendisine ait elbette.

(...)
Aşk bazen hiç beklemediğin anda gelir.
Kaybolduğunu sandığın bir kalabalığın içinde seni gören bir çift gözle çıkıp gelir.Fark edilmiş olmanın mutluluğuyla.
Kısacık bir telefon mesajıyla gelir.Senin yerine yapılıvermiş küçücük bir şeyle gelir.
Bazen de küçük cümlelerin içine saklanarak gelir aşk.
Hiç umulmadık bir şekilde, pat diye çıkıp gelir.
Kalbin de, bedenin de hazırlıksızken gelir. Özensiz bir giysi vardır üzerinde ya da yağmurda ıslanmışsındır; tam da o gün garip bir tesadüf eseri tatlı bir tanışıklık yaşanır, sonra araya vakit girer, iş güç girer, dünya telaşı girer ama günün birinde başka bir yerde tekrar karşılaşırsınız. Belki sen hatırlamazsın ama o seni en çirkin halinle gördüğü halde unutmamıştır.Unutulmamış olmanın hazzıyla çıkıp gelir.
Bazen bir şarkıyla çıkıp gelir.Beklenmedik jestlerle ve ummadığın anda karşılaştığın şefkatle gelir.
İlle de bir beraberliğe dönüşmekte diretmeyerek gelir.Bilirsin, sana ilgi duyan birisi vardır ama dile dökmemiştir bunu; ne zaman karşılaşsanız aynı utangaçlıkla minicik bir şey yapar ve sen de kabul edersin; bu kabulleniş ona yeter ama seni de mutlu eder.Her defasında "Vay be! Hala devam ediyor demek ki, ne güzel" dersin.Evet, aşk bazen de böyle gelir.
Olasılıklarla, arzularla, geçmişinden duyduğun utanç ve gururla, yaralarınla ve umudunla, kahkahalarınla ve göz yaşlarınla, iyilikle ve kötülükle, hayata ve aşka karşı yeniden duymaya başladığın o büyük inançla ya da engellerle ve imkansızlıklarla çıkıp gelir...
(...)