29 Temmuz 2010

Ahenk'in Kına Gecesiyle İmtihanı

Evet asla asla dememeliyiz gerçekten.
Şu anda çok yakınım bir insanın kına gecesinden yeni döndüm(ki ben normalde kına gecelerine falan gitmem),deliler gibi halay çekmekten sağım solum ağrıyor(ki ben normalde halaya girmeye de pek bayılmam),ayrıca elimde kına var,var yani...Nasıl var ya nasıl?(bunu nasıl yaptım hiç bi fikrim yok.)

23 Temmuz 2010

Koku




"Güzelliği bulmak için yaşadı,onu saklamak için öldürdü."

Yukarıdaki resim Patrick Süskind'in sinemaya uyarlanan romanı "Koku" nun film afişlerinden birine aittir.Nedense aralarındaki en "seksi" afişi seçtim gözüme bu güzel gözüktü ama bu bir eroik film filan değil.Eğer izlemediyseniz,denk gelirseniz mutlaka izleyin veya daha iyisi okumayı seviyorsanız kitabını okuyun.Çünkü kokuları sözle anlatmak görüntüyle göstermekten bir nebze daha kolay ve ne kadar güzel aktarılmış olursa olsun kitaplar sinema filmlerinden daha doyurucu betimlemelere sahip oluyorlar.Ahenk bu kitaba on üzerinden 9,5 filme ise 7-8 falan verdi
o derece

13 Mayıs 2010

Nefret Ediyorum Öyleyse Ne Olduk Şimdi?


(Anka kuşu diyor ki "Sinirimi o kadar çok bozdunuz ki,bu konuda bir blog yazısı yazmak için ateşlerden yeniden doğmak zorunda kaldım." Öf bu türkçeye çevirince hiç bir şeye de benzemedi yahu.Aman neyse.)


Bilmiyorum farkında mısınız ama son zamanlarda etrafta neleri sevdiğinden çok nelerden nefret ettiklerini beyan eden insanlar çoğaldı.Yeni moda nefret etmek.
Artık "Evreni seviyorum,herkesi olduğu gibi kabul ediyorum.Sevgi,içimizde!" anlayışı yerini "Ne olursan ol gel diyemem,Mevlana değilim ben çekil git yanımdan ya.Ölsen umurumda olmaz" anlayışına bırakmaya hazırlanıyor.

09 Mayıs 2010

Ben Bişey Oluyoruum!!



Evet bişey oluyorum.Hem de ikinci kez.
Güzide türkçemiz içinde bulunduğum duruma uygun bir kelime sahibi olmadığı için "bişey" dedim geçtim.Kuzenimin eşi 2.çocuğuna hamile ve ilk bebeğimiz kızdı,bu seferki erkekmiş.
Yoğun "kız mı olsa daha iyi olur erkek mi?" tartışmaları sürüp giderken dvdden izlediğimiz ultrason görüntüsünde bir anda duraklama oldu.Herkeste ufak çaplı ve ekrana pür dikkat bakan bir sessizlik ve hemen ardından bir anda çığlıklar.
Minik bir pipi gördük :D

Bu andan sonra halam kuzenime sarılıp ağlamaya başladı,eniştem telefonu açıp birilerine "İkinci çocuğun cinsiyeti belli oldu." demeye koştu.Ben anneme anlamsız ve bomboş bakışlarla baktım.Kuzenimin eşi "Ama neden kız değil ki bu da ya.." derken,kuzenim de eşini "Aman sağlıklı olsun da,moralini bozma oğlumun,istenmiyor sanıcak." diye dürtüyordu.

Değişik,hem de çok değişikti.3-4 aylıktı ve ayaklarını,ellerini,parmaklarını gördüm.İzlerken istem dışı kollarımı karnımda kavuşturdum.Öyle garip,öyle mucizevi ki.
Kendi düşüncelerime dikkat etmeyi akıl ettiğimde "Allahım,nasıl yani...Günün birinde benim de içimde bir şeyler mi canlanacak?Böyle elleri kolları filan var,kımıl kımıl...Nasıl,nasıl,nasıl..." dediğimi farkettim durmadan.

Bu anneler gününde anne olmanın gerçekten nasıl bir şey olduğunu farkettim.Anne olmak,can yaratmak,o canı alıp hayatı göstermek,korumak,büyütmek,sadece doğurmak değil onun yanında ölene dek var olabilmek,hepsi toptan çok mucizevi bir şey.

Etrafımızda sevinç çığlıkları,gülüşmeler vs. olurken anneme sarılıp, gögsüne gömüldüm ve bir süre öylece oturdum.

Bugün bildiğimi sandığım bir şeyi farkettim.Kadın olmak bazen çok gerçek dışı görünebilen şeyleri doğal bir biçimde yapabilmek demekmiş.İçinde can oluşturmak gibi.
Tüm annelerin ve müstakbel annelerin anneler günü kutlu olsun.