13 Mayıs 2010

Nefret Ediyorum Öyleyse Ne Olduk Şimdi?


(Anka kuşu diyor ki "Sinirimi o kadar çok bozdunuz ki,bu konuda bir blog yazısı yazmak için ateşlerden yeniden doğmak zorunda kaldım." Öf bu türkçeye çevirince hiç bir şeye de benzemedi yahu.Aman neyse.)


Bilmiyorum farkında mısınız ama son zamanlarda etrafta neleri sevdiğinden çok nelerden nefret ettiklerini beyan eden insanlar çoğaldı.Yeni moda nefret etmek.
Artık "Evreni seviyorum,herkesi olduğu gibi kabul ediyorum.Sevgi,içimizde!" anlayışı yerini "Ne olursan ol gel diyemem,Mevlana değilim ben çekil git yanımdan ya.Ölsen umurumda olmaz" anlayışına bırakmaya hazırlanıyor.
Dikkat edilmesi gereken nokta bu nefretin yakın zamanda pek popüler olup bol bol nefret edeni de olan,şu sıralar söner gibi olan "emo/ergen nefreti"nden farklı olması.

Emo nefreti daha çok ergenlerde görülen ve "Tüm dünyadan nefret ediyorum,kimseler beni anlamıyor.Farklılığımdan dolayı beni aşağılıyor,tepkiliyim,duyguluyum(emotional),hüzünlüyüm,hezeyanlardayım,üstelik saçımı da kabarttım,bir de uçlarını tutan tutam ayırıp mavi yeşil yaptım nasıl olmuş?" halinde iken,yeni başlayan bu akım daha çok yetişkinlerde görülüyor,nefretlerini tüm dünyaya değil de bazı nokta atışı,zeka içeren tespitlerden yaptıktan sonra,spesifik şeylere karşı duyduklarından kendilerini zeki de hissediyor olmalılar.Üstelik bunlar saçlarını filan kabartmıyor uçlarını abuk renklere boyamıyor.Marka giyiniyorlar,sade-şıklar,entellektüel hava verme peşindeler.

Bu nefret sevgisinin örneklerini en açık biçimde ekşisözlük ve Twitter'da görebiliyoruz.Özellikle Twitter'da 140 karakterle "en cool" ve "en umursamaz" biçimde,gerçek şebelek görüntülerinin de görünmemesinden güç alarak belki de hayatla ilgili her şeye "Ehehöhöley!" yorumunu yapma potansiyelli bir kişi,internet üzerinde tek cümlelik halde hayatın içinden tespitler yapıp bunlara karşı nefretini cümle aleme günde bilmem kaç kere belirtebiliyor.Hatta bunu yapan topluluk Twitter'ın tüm kullanıcılarının %38 ini oluşturuyormuş.(Küsüratlı atayım da salladığım belli olmasın.)

Anlaşılan o ki sağdan soldan gündelik saçmalıklara karşı duyduğumuz nefretler şu sıralar gittikçe prim yapıyor.Hatta bazı nereden ünlü olduğunu anlamlandıramadığım garip "isimler" bu nefretin,nefret ede ede meyvelerini topluyor.

Bakınız Şirin Ediger kişisi,ki kendisinin medya alanında ciddiye alınmasının tek nedeni Okan Bayülgen'in kendisiyle evlenmiş olmasıdır,ne demiş bu konuda.

"Nefret ettiğim çok ama çok şey var, Okan’la mütemadiyen her şeyi eleştiriyoruz, onun da hayattaki çoğu şeyden nefret etmesine bayılıyorum, çok pozitif insanlarla aynı ortamlarda kalamıyorum, fenalık basıyor. Şu sıralar nefret ettiklerimden aklıma gelenler; annelerin çocuklarına “annecim” demesi, müzayedelere katılıp toplu sanat alımı yapan birtakım “isimler”, karısına doğum hediyesi alan kocalar, televizyondaki dizi dünyası, köşelerini kendi malı gibi kullanan köşe yazarları, yazın yaklaşması dolayısıyla bikinili tatilci fotoğraflarına yine maruz kalacak olmak, kadınların çiçek-mum-çikolata üçlüsünü sevmesi... "

(Ay herşeyden nefret ediyoruuam,hiç bişiyi sevmiyoruuam,kocim de sevmiye,bla bla bla..ehm. pardon..mehehe dayanamadım..)



Ki aslında ben de belki "hayatta hiç bir ciddi başarısı olmadığı halde bir ünlünün bir şeyi olarak sağa sola demeçler veren isimlerden nefret ediyorum." diyebilirim hım? Fena fikir değil.

Demem o ki eğer hayatınızda ilgi eksikliği varsa,içinizde attention whore mayası varsa,siz de ondan bundan nefret ederek çok şahane,çok cool olabilirsiniz,veya öyle olduğunu sanabilirsiniz.Unutmamak gereken bir şey daha var tabii,siz ondan bundan nefret edip yüce fikirlerinizi paylaşırken etraftaki diğer insanlar da sizden nefret edecektir.

Not:Ya bu açıklama,bu tutum çok mu komik yoksa ben mi herşeye gülüyorum?Yorum bırakırsanız ve fikir belirtirseniz çok sevinirim.

3 yorum:

Ege Sağın dedi ki...

Meğer somurtkan şirin aslında attention whore şirinmiş :D

güzel yazmışsın yine beğendim, Okan'ın karısından da nefret ettim :)

Judy Abbott dedi ki...

valla bence en şahane durum mükün olduğunca bol bol gülebilmek. pozitif insanla aynı ortamda kalamamak ne demek? öyle insanlar o denli nadir ki, bulduğuma yapışıyorum. herkes mutsuz, parasız, nefret ediyor... ama hayatı böyle ziyan etmeye acırım ben. bugün gülmek için ne yaptın? bence önemli olan bu:)

deneme dedi ki...

Bu son yazi olarak epey kaldi, yenisi nerde diye sorar insan, hatta soruyorum, tam simdi, su anda!