16 Ağustos 2009

Kraliçeyle Bir Gece..

Ortam insanı ve sanat dostu kişiliğime uygun olarak 15 Ağustos gecesi Çeşme Açıkhava'daki "Sezen Aksu ve Arkadaşları" konserindeydim."Ve arkadaşları" dediğimiz insanların Fahir Atakoğlu,Erkan Oğur ve Aykut Gürel olması da dikkate değerdi.

Konser bilindik Sezen Aksu konserlerinden çok çok farklıydı."Gel gel sarışınım" falan gibi şarkıları söylediği "Hadi hoppa dans etmeyen kalmasın" tarzında değildi.Orkestrada öncelikle Fahir Atakoğlu'nun sonrasında çellonun,saksafonun,yan flüdün bile olduğu daha çok sanatsal bir şölen gibiydi diyebiliriz.Hep söylediği parçaları söylememesi ve konserlerinde genelde(hatta hiç?) seslendirmediği Ünzile gibi parçaları seslendirmesinin yanı sıra,Sertap Erener'in söylediği La'l'i,Zeki Müren'den parçaları,türküleri ve hatta İtalyanca,Rumca şarkıları söylemesi de konseri tadından yenmez yaptı..Uzun lafın kısası MUHTEŞEMDİ!!

Kendisinin deyimiyle "Konsepti farklı"ydı bu konserin =) Kesinlikle görülesi,gidilesiydi.

Merak eden arkadaşlar için kıskandırmaca fotografı:

"ne gemiler yaktım, ne gemiler yaktım
o kadar yandı ki canım sonunda karşıdan baktım
ne göreyim kendime yıldızlardan daha uzaktım

bu kızı yeniden büyütmeliyim
kor ateşlerde yürütmeliyim
değirmenlerde öğütmeliyim
farkındayım, farkındayım

kazanmalı kaybetmeliyim
aşk uğruna harbetmeliyim
bu kızı yeniden büyütmeliyim
farkındayım, farkındayım"

Gözlemler(ve kişisel konser notları):

1-Konserin tadı seninle beraber gelipte şarkılara eşlik edip,yorum yapıp hatta arada oturduğu yerden kıpraşarak oynayanla çıkar.Gerçekten güzel konserlere gerçekten güzel insanlarla gidin.
2-Elbiseler vücut güzel olsa da insanda kötü durabilirler.Sahnedeki kişiler dikkat etmeli bunlara.(Hatta herkes etmeli bence)
3-Konser sonrası aç bünyeyi doyurma çabasında adana yemenin bi usulü varmış.Ben bilemedim,siz usulüne göre yiyin.
4-Araba park etme eylemi yan koltukta oturanlar tarafından izlenmesi zevkli olabilen bir eylemdir.Öyledir yani.Kaldırıma sıfır parketmeyi başarana kadar uğraşın,stres olmayın.
5-Protokolde oturanlar da girişte sıra bekler.(Biz protokolüz,biz de mi beklicez yaani? denmez (bkz.biz businesstik biz de mi öldük?))
6-Yeni asfalt dökülmüş yollarda yavaş gidilmelidir,aklınızda bulunsun.Nedenini düşünmeyin o insanlar o kadar yavaş gidiyorlarsa iyi bir nedeni olmalıdır.
7-Alaçatı'da gece 2 den sonra hayat yok.
8-Yaz mevsimi çok güzel bir mevsimdir,değerini bilin.
9-Sezen Aksu candır,konserleri gidilesidir.
10-İzmirli olmak gurur duyulacak muhteşem bir şeydir.

09 Ağustos 2009

Akışına bırak ve sus..Sus biraz

"Hep aynı şey söylendi: Doğru zaman, doğru mekan, doğru insan. Ama zamanla anlaşıldı ki,yanlış insanlar bile doğrulaşabiliyorlardı zamanla. Mekan da yanlış olamıyordu, zaman doğru olunca. Normalde aralarında bir ilişki olamayacak kişiler,uyumlu bir çift olabiliyorlardı zamanları tutunca. Üstelik üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı bir şey, zaman. Zamanı zamana bırakmaktan başka çaremiz yok yani."

Bu sabah Harper's Bazaar dergisinde okuduğum zaman,mekan ve ilişkilerle ilgili yazı böyle başlıyordu. Yazının sonu chick flick tarihindeki en kült filmlerden biri olan "When Harry Met Sally" e bağlanarak,argümanlarını o filmde olanlar üzerinden doğrulayarak bitiriyordu.

Ben de dayanamadım ve dergiyi kapatıp uzuun yıllar sonra bu filmi tekrar izledim.Özellikle -eğer hatırlayanlar varsa-şu ünlü uçak tuvaletinde inleyen kadınlı Herbal Essences reklamının bu fikri çaldığı sahne olan, Sally'nin Harry'e restoranın ortasında kadınların nasıl orgazm taklidi yaptıklarını gösterme sahnesini tekrar izleyip gülmek güzeldi.

vee Tüm Youtubecular için o sahne burada

Neyse Meg Ryan gerçekten gençken çoook güzelmiş,bunu da eklemeden geçemeyeceğim =)

--

Bir de orjinal textinden en çok sevdiğim son kısmını(en romantik kısım evet..)
alıntı yaptım o da aşağıda;
Harry: I've been doing a lot of thinking. And the thing is, I love you.
Sally: What?
Harry: I love you.
Sally: How do you expect me to respond to this?
Harry: How about you love me too?
Sally: How about I'm leaving.
Harry: Doesn't what I said mean anything to you?
Sally: I'm sorry Harry, I know it's New Years Eve, I know you're feeling
lonely, but you just can't show up here, tell me you love me and expect that
to make everything alright. It doesn't work this way.
Harry: Well how does it work?
Sally: I don't know but not this way.

Harry: Well how about this way. I love that you get cold when it's seventy
one degrees out, I love that it takes you an hour and a half to order a
sandwich, I love that you get a little crinkle above your nose when you're
looking at me like I'm nuts, I love that after I spend a day with you I can
still smell your perfume on my clothes and I love that you are the last person
I want to talk to before I go to sleep at night. And it's not because I'm
lonely, and it's not because it's New Years Eve. I came here tonight because
when you realise you want to spend the rest of your life with somebody, you
want the rest of the life to start as soon as possible.

08 Ağustos 2009

Kenan in Da House !!



Öncelikle alakasız olacak ama yukarıdaki resmi pek beğendim.Slim-fit takımları ve bu tarzı zaten severim.Pek yakışmış,pek güzel olmuş Kenan'a.Haftanın şıkı seçiyorum onu.

Neyse konuya girelim;

7 Ağustos gecesi yani bu yazıyı yazdığım sırada dün,Babylon Alaçatı'da muhteşem bir Kenan Doğulu konseri vardı.Şimdiye kadar gittiğim konserler içinde en çok eğlendiğim ve en çok yorulduğum konserlerden biriydi.

Kenan Doğulu diye gittik, Bora Uzer'dir, adını bilmediğimiz zenci bi arkadaştır, ne bileyim İlhan Erşahin'dir bir sürü konuk sanatçı çıkardı sahneye.Bir ara bi amca gitarını almış, MJ'in ünlü Billy Jean'ıyla solo atıyordu.Baya güzeldi.Keşke Bora Uzer "Aramızda Bir Gerginlik mi Var?"ı da söyleseydi..

Çalınan parçalar ilk başta yeni albüm ağırlıklı olsa da, "Sımsıkı" ya,"Roma'yı da Yakarım"a kadar uzanan geniiiiş bir nostalji repertuarına da sahipti.Ki benim en çok eğlendiğim kısımları da onlardı.
Konser 3,5-4 saat kadar sürdü.Kenan Doğulu totalde 5 kez falan hadi iyi geceler diyip gidemedikten sonra ve konseri bitirdikten sonra arkasından çıkıp 2-3 parça daha söylediği bis eninde sonunda bittiğinde zıplayıp dans etmekten ayaklar haşat,bağıra çağıra şarkı söylemekten sesler çatallı,ayakta durmaktan dizler titrer haldeydik.

Oturacak bir yer bulup biraz dinlendikten ve kalabalık hafifledikten sonra geri dönmeye karar verdik.Tabi o saatte Babylon Alaçatı'dan insanlığın yerleşke olarak belirlediği bilimum beldelere gidebilen bir taksi bulamamamız da bizi ayrıca mutlu etti.Neyse eninde sonunda zor da olsa bir adet normal taksi bulduk,korsan taksilere binmek zorunda kalmadığımız için tenhalıkta bayıltılıp böbrekleri sökülmekten kurtardık.
(Evet bazen kendime engel olamayıp düşünüyorum neden böyle süper komplo teorileri kurabilen arkadaşlarım var diye..)

Sevgili okuyucalrımın merak edeceğini düşünerek paylaşımcı ve imrendirici gazetecilik adına hemen kendi ellerimizle çektiğimiz konser fotosunu paylaşayım:
(Cep telefonuyla çekilmiş bir foto,über netlik beklemeyin tabii..5MPle anca bu kadar..)


Gözlemler:

1-Babylon Alaçatı ebesinin nikahında bir yer,dolayısıyla taksiye sağlam para veriliyor.12'den önce Sheraton-Babylon 22TL,12'den sonra Babylon-Alaçatı 30TL
2-Taksi bulmak işkence.Taksiyle gidip dönme planlarınız varsa önceden numaralarını alın.Orda taksi kesin vardır falan demeyin yalan o.
3-Hatta düşündüm de,siz en iyisi arabası olan bir arkadaşınızı kafalayın da sizinle beraber gelsin dönsün.İşkence resmen taksi olayı.
4-Babylon'daki konserlerin biletleri Biletix'ten de alınabiliyor.
5-Konserden sonra Babylon'da bi numara yok.Atlayın gidin,"Aman yorulduk oturalım şurda" moduna girerseniz kalırsınız orda direk.
6-Babylon Alaçatı'nın kapısında 15 yaş altı giremez falan gibi bir kural konmalı.(Nolur ya..)
7-Tüm o manyakça danslardan sonra Alaçatı'daki Kumrucu Hikmet için kesinlikle +rep."Çılgın" yiyin.

05 Ağustos 2009

Gömlek Fanfictionu


Embrace me Cutie!!


Biliyorsunuz lisede herkes ayrılırken herkes beyaz okul gömleğini getirir ve insanlardan üstüne bir iki bişey yazmasını ister.İyi dilekler,"Bu kalbin kadar temiz gömleğin yakasının bi kenarını bana ayırdığın için seni ne kadar sevsem az"tarzında cümleler falan..
Benimse hayatımda normal insan sayısının ziyadesiyle az olduğu gerçeğini ve vampirlere olan dayanılmaz "Uuuuu çoooook seksii.."ifademi göz alarak,gömleğim sevgili üvey ama bir o kadar da öz kızkardeşlerim Raist ve Bupu'mun(Oh how much I love you..)yazdığı bir fanfictiona ev sahipliği yaptı.
Yıllar sonra Ece'nin tarih öncesinden kalma blogumda tesadüfen bulduğu bu fanfictionun yok olup gitmesine izin veremezdim.
İşte kendisi aşağıda =)
-----

Soğuk bir kış gecesiydi,Ahenk L.A. sokaklarında,gönlünü ısıtma amacıyla dolaşıyordu.Birden karşısında bir adam belirdi.O anlayamadan siyahlı adamın soğuk dudaklarını boynunda hissetti.Kanının damla damla akıp gittiğini hissederken,ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide,Ahenk'in tek düşündüğü ''Vampir!!'' olduğu idi.'

Ahenk şuurunu kaybederken bile bunu düşünmekteydi,yakışıklı vampir birden geri çekildi..Ahenk'in çikolata kahverengi gözleri büyük umutlarla açıldı.''Lütfen'' dedi ''Çok uzun zamandır bu anı bekledim,beni de al..!!'' ''Beni de al?'' diye eğlenerek sordu vampir.''Vampir olmak istiyorum,n'olur?''Ahenk'in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.Vampir Ahenk'in çikolata gözlerinde eriyip giderken Ahenk'in boynundaki taze yaraları okşadı.

Vampir kendi bileğini keserek Ahenk'e uzattı:''Sonsuzluk için içmelisin..''Ahenk,vampir onu durdurana kadar içti,başını kaldırdığında o güzelim çikolata renkli gözleri ''alışılmadık(!)'' bir yeşile dönmüştü,içtiği kanın etkisiyle hala sıcaktı.

''Beslenmelisin''dedi vampir ve Ahenk'in elini tutarak onu gecenin karanlığına sürükledi.(*Ahenk's POV:Tanrım elimi tuttu..hehehehehe...)


--Lestat'ın Malikanesi--

Ahenk'e inanılmaz tanıdık gelen malikanede vampir konuşmaya başladı.''Ben Lestat de Lioncourt,18.yy.'da ebedi hayatıma başladım,efsaneler ya da hikayeler duymuş olabilirsin ama şu an yaşadıkların onlardan biraz farklı olacak,yaşadıkların gerçek olacak..''(*Ahenk's POV:Aman Tanrım!!Le..Le..Lestat!!Stu'dan bile tatlıymış,of ya şu taşşşlığa bak,Lestat,canııım*)

''Seninle birçoklarından yakın olacağız,benim kanım senin,senin kanınsa benim damarlarımda dolaşıyor..(PS:Lover&Lover,Father&Daughter)''Bu büyüleyici sözlerin etkisine kapılan Ahenk ''Gözlerim acıyor.'' dedi(Çünkü onları hiç kullanmadın''dedi Neo.)

Lestat,''Ah'' dedi,''Senin güneşin doğuşundan bu kadar fazla etkileneceğini unutmuşum.Şimdi,senin için bir tabut alana kadar benimkinde dinleniriz.''(Ahenk's POV:Tamam canım yeter ki iste yani sen =) ) Lestat onu tabuta doğru götürdü,tabutun kapağı kapandığında Ahenk'in düşündüğü tek şey onunla olmak ve...onunla olmaktı açıkçası



Written by: Raist&Bupu


Girls,I cannot really express how I love you..I really do =)