10 Nisan 2010

Geldik Yine Bir Sınav Dönemine

Geldik yine bir sınav dönemine...Yarın ÖSS iken adı değiştirilmiş,sürekli üzerinde oynanan,bir öyle bir böyle olan,sağ gösterip sol vuran bir lanet sınav olan YGS var,girecek olanlara başarılar diliyorum.

Benimse bu hafta vizelerim başlayacak.Panikten,stresten elim ayağım kesiliyor nedense.
Ben hiç böyle bir insan değildim halbuki.

"Amaaan koy ...ne rahvan gitsin." de diyemiyorum, hiç bir dersten kalmama gibi bir zorunluluğum var ve inanın etrafınızdaki herkes harıl harıl çalışırken sizin paniğiniz gittikçe daha fazla artıyor,berbat bişiy.
Pek bir şey bilmemem de cabası.

Allahım, sedatif* etkili bitkisel haplarımı da alıp,koltuğumun altına laptopumu ve ders notlarımı sıkıştırıp sana geliyorum.
Dönüşüm muhteşem olacak.
Yani...Umarım.

(*-teskin edici)

05 Nisan 2010

Kariyerim Gelecek mi? veya Ben Böyle Zengin Olabilir Miyim?



Başlığım geçenlerde internette rastladığım bir kişisel gelişim/motivasyon kitaplarından birinin ismi.Daha okumadım kendisini ama okumayı planlıyorum.Her neyse,içinde bulunduğum hissiyatı anlatıyor.
Ben Türkiye'nin iyi(tamam çok iyilerinden değil ama gene de iyi.)devlet üniversitelerinden birinde mühendislik eğitimi alıyorum,yetmiyor yurt dışı bağlantısıyla aynı konu üzerinde yurt dışında da eğitim alıyorum.Ha tabii bir de son 4-5 gündür ömrümden saatlerimi haput hupur yiyen bir kod ödeviyle uğraşmaktayım.
Son bir kaç aydır düşündüğüm düşünceler bu kod ödeviyle kararım haline dönüştü."Hayır ben gerçekten hayatımı bilgisayar mühendisliği,coder,vs. vs. yaparak geçiremiycem!!Dolayısıyla ben böyle zengin filan olamam..."

Gülmeyin,ben herkesin gerçekten isterse zengin olabileceğine inanan bir insanım.Dolayısıyla zengin olmak benim için,özünde vereceğim kararlara bağlı bir mesele.Zengin derken,buradaki kastım "Koçlara balya balya para fırlatayım,hadi len sen de zengin misin ben dururken?!" diyebileyim değil.Benim düşüncem:
İnsan gerçekten severek yaptığı işi iyi yapar.İyi yapamasa da gerçekten hoşuna giderek yaptığı birşeyi "Öööf...Baydım ben ya.Olmuyo bu gerzek şey" diyip bırakıp gitmez.Çabalar.Çabalarsa daha iyi,daha iyi yapmaya başlar.Saatleri akar gider ve o bundan zevk alır.Her insan bir şeyi gerçekten iyi yapıyorsa/tutkusu varsa ve gerçekten girişimde bulunursa o şeyden para kazanabilir.
İnanıyorum ki,içine gerçekten emek,umut,yaptığın şeye karşı aşk konulan bir şey doğru kararlarla pekiştirilirse,körü körüne ortaya atlanmazsa bir şekilde tutar.

Her insan tutkusundan para kazanabilir ve bu parayı çatır çatır harcarken diğer küskün,hayalleri yıkılmış,aslında doğru düzgün çalışmamış,risk almamış,yaptığını sevmeden yapmış diğer insanların "Hak yemiştir./Haram paradır o./Böyle dandik şeyden de para mı kazanılır?İnsanlar nereye paralarını atsınlar bilmiyolar valla(sana ne lan? diyip vurmak lazım böyle laf edenlerin ağzına aslında)/vs." laflarına nanik çekebilir.
Bu düşüncem sadece bana ait değildir,yıllar içinde okuduğum sayısız başarı hikayesine,sayısız motivasyon ve kişisel gelişim kitabına dayanarak içimde oluşturduğum fikirlerdir.

Tabii şöyle bir problem var.Benim neye tutkum var?
BULAMIYORUM!!
Biraz bataklığa girmiş gibiyim.
Zengin olucam, ya vallaha olucam.
Bekleyin ! Geliyorum.
Hele bi açın Türkiye'nin önünü de...
ya da şimdilik camları da olur.Hava girsin de zihnim açılsın,evet.
=)


çok pis zengin olucam!

23 Mart 2010

The Truman Show




The Truman Show filmini hepiniz bilirsiniz.
Bugünüm yer yer bana o filmdeymişim gibi hisler yaşattı.Sanki birileri benim başıma gelenleri,karşılaştığım kişileri vs. az çok kontrol ediyor ve günümün optimum güzellikte geçmesi için bir tuşa basmış gibiydi yani.

Önce saat 7 de çalan saatimin alarmına saat 8:30 da babamın kapımı çalarak beni uyandırması sonucu uyanarak güne başladım.Ardından anlamsız derecede coşkulu komşularımızla otoparkımızda bol gülüşmeli,el sallamalı filan bi günaydınlaşma süreci yaşadık.Metroya doğru arabayla ilerlerken telefonuma sabah dersinin iptal edildiğine dair bir mesaj geldi.Mutluluğumu tahmin edersiniz =)
Arabada da babamla bol kahkahalı,şarkı söylemeli pek eğlenceli bir yolculuk geçirdim metroya gelene kadar.Arabadan indiğimde hava serince ama güneşli ve bahar kokuları doluydu.

Metronun yanında konumlanmış ve ordan asla ayrılmayan sürekli yatay konumdaki tombik metro kedilerine "Günaydın metro kedileriiii" dedim cıvıl cıvıl.
-Allahım nerden geliyor bu anlamsız amerikan aile filmi klişesi havaları bana?-
ve o sırada metrodan yürüyen merdivenle çıkmakta olan bir bayan bana "Sana da günaydın kedilere günaydın diyen kız!!" dedi.Ona da günaydın diyip güle güle okula gittim.

Günüm çok ama çok güzel geçti,değişik hiç bir şey yapmamama rağmen =)
Ne diyeyim,hayırdır inşallah...Allah mutluluğumu bozmasın.
=)

15 Mart 2010

İnternetsiz Yaşam

Merhabalar,
Bir süredir yazamıyorum,çünkü izmirin ortasında,2 ayrı servis sağlayıcıya ait modemlerimi dizi dizi dizmişken ve biri 10mbps diğeri 8mbps iken yaklaşık 1 aydır ne yazık ki internetim yok.

Superonline'a kısa ve net bi biçimde,"Yerden göğe kadar size girsin." derken,TTNet'e daha bir sevgiyle yaklaşıyorum,en azından verdikleri modem wireless olmasına ve wireless kısmın "limited connectivity" zırvalarına rağmen ethernet kablosuyla beni internetle buluşturabildi.

Gerçi bilgisayarı kucağıma alıp antrede nete ne kadar uzun süre bağlanabilirim bilmiyorum ama...

Her neyse...

Bu bir internet-bağımlısının internetsizlikle imtihanıdır.
"Confessions of a Netholic"de diyebilirsiniz tabii...

Öncelikle ben bir bilgisayar mühendisi adayıyım ve bilimum ödev vs. yapılması gerektiğinde bazen bilisayarımın nete bağlanması bile bana yetmiyor.İstiyorum ki kıçıma başıma wireless modem kartı takayım,direk bana bağlansın net,bilgisayarla uğraşmıyım hiç.Düşünce hızımla makale(essay) ve bilimum power point sunuları yazma hızım bir olsun.Güzel olurdu...Tabii bu "beterin beteri" olan 1 aylık yokluktan önceydi.Şimdi internete girebilmek için okula gitmek ve bağlantısı olan bilgisayarlara sahip 2 sınıfın kapılarının kitli olmamasını ve ders olmamasını dilemek zorundayım.

Onun dışında farkettim ki özel hayatımda herşey internetle yürüyormuş.
Mesela son 1 aydır bayağı bir yalnız kaldım.Ana nedeni arkadaşlarımın genelde "Remote Friend"
(remote friend fiziksel olarak orda var olmayan,bilimum teknolojik aygıtlarla ulaşabildiğiniz insanlar.Bir anlamda çok gelişmiş bot bile olabilirler =) ) olması.MSN,fbook,twitter dışında pek iletişim kurmayan kişileriz biz.
Gerçi 1 ay öncesine kadar saatlerce tek bi msn penceresinde muhabbet bitemiyordu ama...
Ah neyse...

Tabii aynı şekilde bilimum sosyal olaylara ve insan içine de karışmam zorlaştı.Çünkü ne yazık ki her şey "mailbox" ve "facebook event system" üzerinden yürüyor,dolayısıyla ben bir buluşma olduğunu bile ya bir iki gün sonra,ya da buluşmaya 10- saat kala öğrenebiliyorum.Bir de tabii sitemkar tavırlar var,mail attık görmedin mi bilmem ne..

(Bu kısmı lütfen Bay J ses tonu ve vurgusuyla okuyun...)
Ah,Tanrı aşkına nete bile giremiyorum!!Haberim bile olmayan lanet organizasyonunuzda nasıl orda olabilirdim ki?

Aynı şey benim hayatımın 23 saatini bilgisayar başında 22 saat 30 dakikamı mailboxımı kontrol ederek geçirdiğimi sanan hocalar için de geçerli.Misal:
"-Ben mail atmıştım bu konuyla ilgili dün.Sunuları printletip getirmenizi de söylemiştim.
-????? Ama...ama..."
vs. vs. vs.

Gene de günahlarını almıyım,bizim zamanımızda,yani takribi 1 ay öncesinde olsaydım muhtemelen zamnında görürdüm o tarz mailleri =)


Getirileri yok mu,tabii ki var.

Bir ayımın ilk haftası bilimum müşteri hizmetleri hatlarının telefonlarını çaldırmakla ve orda çalışan kişilerle muhabbet etmekle geçti.Gene de tebrik ediyorum ne superonline ne de ttnette aynı kişiye bi kere daha rastlayamadım...Bir sürü kişi çalıştırıyor olmalılar.
Geçen sene Nokia ile problemim olduğunda günde 17634293 kere ararken favori call center çalışanım bile vardı.Ceren Hanım,olur da denk gelirseniz selam =)
Artık bir sürü call center elemanı tanıyorum.Bir anlamda sosyalleşme =)

İkinci haftadan itibaren kendimi TV'ye adadım.Sonuçta ev hanımları internet kullanmaktan çok abuk subuk programlar izliyor,dolayısıyla "aptal küçük kutu" eğlendiriyor olmalı

.Konuyla ilgili bir kaç yorumum hemen geliyor:
*Müge Anlı diye eskiden magazin programları yapan bi kadın var tam kahvaltı saatimde cinayet çözüyor çok acayip.Gerçi benim boğazıma diziliyor kahvaltı ederken onu izlemek o yüzden bakamadım pek ama bence yakında öldürürler onu.
*Rüyalarınız Hayrolsun diye bi program var,Okan Bayülgen'den bilirsiniz belki.O daha da acayip.Bi kere görmeniz lazım.
*Ayşenur Yazıcı'nın(ana haber bülteni sunuculuğundan nereye..) bi programı var digiturk kanallarının birinde,"çocuk geçen böceğe yan yan bakıyeeedi." desem belki hatırlarsınız.Hah,o program aslında o kdr eğlenceli değilmiş.Bayık.
*Haydar Dümen programı aradım her yerlerde ama bulamadım =)
*Gene de en çekilebilir olanı Show Plustaki bilimum Ellen deGeneres(doğru mu yazdım?) Show,Oprah,Late Night with bıdı bıdı.. ve bilimum "The Bachelor","Make me a Supermodel" tarzı showlar.En çok beğendiklerim ise "Queer Eye for The Straight Guy" ve "True Beauty".
*Bir ara filmlere de sarayım dedim ama DVDlere para yetiştiremediğim ve internet olmadığından dolayı korsan korsan indirmediğim için kaldı o =)Yine de güzel bir kaç film izledim.
*Dizilere sarmadık mı,sardık tabii.Aşk-ı Memnu ve Hanımın Çiftliği konusunda bilimum fikir teattilerine rahatlıkla girebilirim.Artık herbişeyi biliyorum çünkü o saatlerde yapacak başka bir şeyim yok =)
*Yabancı dizilerden ise, Desperate Housewives,The Tudors ve Cold Case'i baya izliyorum.Saatlerini ezbere bilmesem de,cnbc-e'de sürekli denk geldiğim diziler.
*Friends'in ve Sex and The City'nin tüm sezonlarının ise harici hard diskimde bulunduğunu dün akşam hatırladım/keşfettim.Onlara daldım.Biter heralde yakında onlar da.Friends gibi bir arkadaş grubumum olması için çok acayip şeyler yapabilirim.Çok özeniyorum.

Son 2 haftadır ise deliler gibi kitap okuyorum.2 hafta,5 kitap.Kısalardan sıkılıp kendini kitap sanan tuğlalara sardırmış durumdayım.Şu anda Gregory David Roberts'in Shantaram isimli romanını okumaktayım.Belki bir alıntı yazarım buraya da.
Ondan önce Şeytan'ın İncili isimli bir gerilim romanı okuyordum.Tam Dan Brown tadında,öneririm.Özellikle bilimum toplu taşıma araçlarında kapağındaki kocaman "Şeytanın İncili" yazısını göstere göstere okuyup arada etrafa garip bakışlar atarsanız yolculuğunuz hiç sıkışık geçmiyor.He he he he =)

Söylemeden geçemeyeceğim,son bir ayda 28276934 tane dergi aldım.Vogue Türkiye'yi de koşarak gittim aldım tabii.Hayal kırıklığına uğramadığım gibi ilk günden bitirmediğim tarihimdeki ilk dergi galiba o.
Gerçekten çok sevdim.Bu kısımda annemden bir alıntı yapmak istiyorum
Quote:

"Ya bunlar çok güzeel.Hepsini istiyorum! Hepsini!Resmen insanı tüm parasını harcamaya davet ediyorlar.
-Ahenk'in Annesi
(Ortalama bir anne sözü değil,biliyorum.Annem de tüm anneler gibi değil zaten =) Şimdi neden böyle bi garip bi insan olduğumu anlamışsınızdır.Annem ve babam,hatta tüm ailem,biraz ilginç insanlardır.Yine de babanemle tanışana kadar bekleyin bence. )


Geldik sonuca,
Kitap ve film önerilerine açığım.Bestsellerları ve kişisel gelişim kitaplarını severim.
Filmlerden ise bilimum chick flickler ve komediler tercihimdir.Müzikallerin uyarlamaları da olur.
ve internetsiz kaldığım bu dönem içinde en çok blogumu özledim.
=)