19 Nisan 2010

E-Dostlar




İnternet sosyalleşme açısından süper bir şey aslında.
Düşünsenize,normalde sokakta karşılaşma ihtimaliniz bile olmayan bir insanla tanışabilir,muhabbetinizin çok uyuştuğunu fark edebilir,dertleşebilirsiniz,arkadaşlarınıza bile kolayca anlatmadığınız bir sırrı gelecek bir kaç ay içinde filan yüzyüze gelmeyecek olmanın verdiği haklı rahatlıkla hemencecik anlatabilir,içinizi dökebilirsiniz.Aslında var olan ama olduğundan haberiniz olmadığı ortak arkadaşları öğrenebilirsiniz.Haklarında dedikodu yapabilir veya onlara "Hadi toplanalım bir araya gelelim." diye baskı yapabilirsiniz.
Hatta günün birinde kavga eder de birbirinizi kırarsanız,eğer istemiyorsanız yüzyüze bakıp sinirinizi hoplatıp adet yerini bulsun diye yalandan barışmak zorunda kalmanıza da gerek yok.Nasıl olsa her dakika dip dibe değilsiniz,gördükçe siniriniz bozulmaz.Engelleme bu günler için var =)
Son bir kaç yıldır gerek çeşitli sözlükler,forumlar olsun,gerek sosyal iletişim,paylaşım ağları olsun,interneti sosyal anlamda bayağı bir kullanıyorum.Her önüme gelenle tanışma meraklısı olmasam da, "Tanımadığım kişilerle tanışmam." diyen biri değilim.Dolayısıyla öyle ya da böyle bana çok iyi dostluklar,normal yaşamımda kurmamın neredeyse imkansız olduğu,çok ilginç arkadaşlar kazandırdılar ve kazandırmaya da devam etmekteler.
Mesela hadsizinbaskani ve uygunsuzdusunceler bloglarının sahipleri gibi,twitterın bana getirdiği yeni arkadaşım TWITandTANGO gibi ve burada gerçek isimlerini vermek istemediğim ama onları andığımı gördüklerinde gülümseyecek bir kaç kişi daha gibi =)
Çoğunu hiç yüzyüze görmemiş olsam da,bana her gün görebildiğim insanların bir çoğundan daha
yakınlar.Birisinin beklediği bebeğin heyecanını paylaşırken ,bir başkasının aşk meşk hayatını avucumun içi gibi bilirim,hatta hristiyan bir kocanın dünyanın öbür ucunda benim sınavım için dua etmişliği bile vardır öyle söyleyeyim. =)
Her biri hayatıma değişik renkler katıyorlar ve onları seviyorum.
İtiraf etmem gerekirse,sanırım bazılarını sahip olduğum,yüzyüze görebildiğim bazı arkadaşlarımdan çok daha fazla seviyorum.

Aslında bu yazı "E-Dostlar ve E-Çakallar" olarak ikiye ayrılmış olacaktı ama hepsi tek bir başlık altında toplandığında yazım bir blog girdisinden çok destana dönüyor gibi oldu.
Bu yüzden "E-Çakallar" ayrı bir başlık olarak yazılacak çok yakında.

12 Nisan 2010

Oje Renginden Halet-i Ruhiye Tahlili



Aslında bu yazıyı yazmıyor olmalıyım.Yapılacak çok daha gerekli ve önemli işlerim var,mesela ardışık 4 gün içinde gireceğim 6 sınavın bana vereceği sınırsız adrenalin ve eğlenceye kendimi hazırlamak gibi...

Normal insanlar buna ders çalışmak derken,uyu(ya)mayan,yorul(a)mayan,doğru düzgün yemek y(iy)emeyen,değişik değişik konularda bilgiler veren ders kitaplarını okumaktan kendini çekip al(a)mayan bünyeler olan biz "zorunlu insansı-androidler",bu duruma sınav dönemi diyoruz...

Biliyorsunuz ki kız milleti hayatında olup biten herşeyi herkese anlatabilen bir yapıya sahiptir.Herkese olmasa da,emin olun birilerine naklen yayın yetiştiriliyordur her an bir şeyler =) Ama en sessiz,en yalnız,en içine kapanık kız bile hayatında olup biteni dış görünüşteki küçük veya büyük değişikliklerle ifade eder.Aldatılır/terk edilir saçının rengi değişir,kilo alır kıyafetleri bollaşır,kilo verir kendine güveni gelir skinny kotlar-dekolte bluzlara dalar,güneşi görür pespembe giyinir,regl dönemine girer koyu renkleri giyer..vs.

Peki sınav dönemindeki bu içindeki sıkıntıyı dışa vuramayan hanım gencimiz ne yapar?Söyleyeyim.Ne saçını değiştirebilir,ne de uzun uzun makyaj yapıp kıyafet kombinler.

En kısa zamanda hallolan dışavurum olarak,tırnaklarını ojeler =)

Öyle ki sınav döneminde zaman zaman insan duş yapmaya bile vakit bulamamaktan yakınabilmektedir.Oysa ki ojeyi sürersiniz,siz çalışırken o uslu uslu kendi kendine kurur.Zaten bir sandalyeye oturup mıh gibi oraya yerleşip sittin saat ders çalışıldığından o ojenin hiç bir yere bulaşma derdi yoktur.

Oje renginin kısa aralıklarla değişmesi kişinin genel ruh durumunun değişmesi,ojenin sürekli silinip tekrar sürülmesi ise kişinin hafif hafif kafayı yeme noktasına geldiğinin göstergesidir.Çünkü acı ojeler dahil her oje stres altında vuku bulan belli bir tırnak tırtıklama seviyesinden sonra soyulmakta ve psikolojik baskının acı gerçeğini tırnaklarda bir iz olarak bırakmaktadır.

Genel bilgiden sonra istatistiki verilerimi sizlere sunuyorum:

Bu sınav döneminde 1haftada sürdüğüm oje sayısı 9,değiştirdiğim renk sayısı 5.Toplam sahip olduğum oje sayısı 6.

Renk skalam ise sırasıyla;

Şeffaf-Kendinden memnun.Normal hal.
Gül kurusu-Önemli bir işlere girişecek.Ciddi ama enerjik.
Domates Kırmızısı-Kolları iyice sıvamış,girişmiş,"Ya İstiklal,Ya Ölüm!" diye bağırmakta.
Cart Pembe-İddialılık giderek düşüyor görüyorsunuz ama hala savaşıyor.
Siyahımsı Mor(şu anda tırnaklarımda)-Hafiften teslim bayrağı tarzı.Kaderini kabullenme ama gene de yas siyahı değil.

Ya, böyle işte.Durumum yeterince açık ve net.
Şimdi gidip derslerime geri dönmeli ve yeni ojeli parlak tırnaklarımla klavye ve kitapları aşındıra aşındıra şu ortalamayı yükseltmeliyim.
Düşmemesi bile yeterli olabilecek sanırım.

Tüm sınav gazilerine selam olsun.


10 Nisan 2010

Geldik Yine Bir Sınav Dönemine

Geldik yine bir sınav dönemine...Yarın ÖSS iken adı değiştirilmiş,sürekli üzerinde oynanan,bir öyle bir böyle olan,sağ gösterip sol vuran bir lanet sınav olan YGS var,girecek olanlara başarılar diliyorum.

Benimse bu hafta vizelerim başlayacak.Panikten,stresten elim ayağım kesiliyor nedense.
Ben hiç böyle bir insan değildim halbuki.

"Amaaan koy ...ne rahvan gitsin." de diyemiyorum, hiç bir dersten kalmama gibi bir zorunluluğum var ve inanın etrafınızdaki herkes harıl harıl çalışırken sizin paniğiniz gittikçe daha fazla artıyor,berbat bişiy.
Pek bir şey bilmemem de cabası.

Allahım, sedatif* etkili bitkisel haplarımı da alıp,koltuğumun altına laptopumu ve ders notlarımı sıkıştırıp sana geliyorum.
Dönüşüm muhteşem olacak.
Yani...Umarım.

(*-teskin edici)

05 Nisan 2010

Kariyerim Gelecek mi? veya Ben Böyle Zengin Olabilir Miyim?



Başlığım geçenlerde internette rastladığım bir kişisel gelişim/motivasyon kitaplarından birinin ismi.Daha okumadım kendisini ama okumayı planlıyorum.Her neyse,içinde bulunduğum hissiyatı anlatıyor.
Ben Türkiye'nin iyi(tamam çok iyilerinden değil ama gene de iyi.)devlet üniversitelerinden birinde mühendislik eğitimi alıyorum,yetmiyor yurt dışı bağlantısıyla aynı konu üzerinde yurt dışında da eğitim alıyorum.Ha tabii bir de son 4-5 gündür ömrümden saatlerimi haput hupur yiyen bir kod ödeviyle uğraşmaktayım.
Son bir kaç aydır düşündüğüm düşünceler bu kod ödeviyle kararım haline dönüştü."Hayır ben gerçekten hayatımı bilgisayar mühendisliği,coder,vs. vs. yaparak geçiremiycem!!Dolayısıyla ben böyle zengin filan olamam..."

Gülmeyin,ben herkesin gerçekten isterse zengin olabileceğine inanan bir insanım.Dolayısıyla zengin olmak benim için,özünde vereceğim kararlara bağlı bir mesele.Zengin derken,buradaki kastım "Koçlara balya balya para fırlatayım,hadi len sen de zengin misin ben dururken?!" diyebileyim değil.Benim düşüncem:
İnsan gerçekten severek yaptığı işi iyi yapar.İyi yapamasa da gerçekten hoşuna giderek yaptığı birşeyi "Öööf...Baydım ben ya.Olmuyo bu gerzek şey" diyip bırakıp gitmez.Çabalar.Çabalarsa daha iyi,daha iyi yapmaya başlar.Saatleri akar gider ve o bundan zevk alır.Her insan bir şeyi gerçekten iyi yapıyorsa/tutkusu varsa ve gerçekten girişimde bulunursa o şeyden para kazanabilir.
İnanıyorum ki,içine gerçekten emek,umut,yaptığın şeye karşı aşk konulan bir şey doğru kararlarla pekiştirilirse,körü körüne ortaya atlanmazsa bir şekilde tutar.

Her insan tutkusundan para kazanabilir ve bu parayı çatır çatır harcarken diğer küskün,hayalleri yıkılmış,aslında doğru düzgün çalışmamış,risk almamış,yaptığını sevmeden yapmış diğer insanların "Hak yemiştir./Haram paradır o./Böyle dandik şeyden de para mı kazanılır?İnsanlar nereye paralarını atsınlar bilmiyolar valla(sana ne lan? diyip vurmak lazım böyle laf edenlerin ağzına aslında)/vs." laflarına nanik çekebilir.
Bu düşüncem sadece bana ait değildir,yıllar içinde okuduğum sayısız başarı hikayesine,sayısız motivasyon ve kişisel gelişim kitabına dayanarak içimde oluşturduğum fikirlerdir.

Tabii şöyle bir problem var.Benim neye tutkum var?
BULAMIYORUM!!
Biraz bataklığa girmiş gibiyim.
Zengin olucam, ya vallaha olucam.
Bekleyin ! Geliyorum.
Hele bi açın Türkiye'nin önünü de...
ya da şimdilik camları da olur.Hava girsin de zihnim açılsın,evet.
=)


çok pis zengin olucam!