07 Ekim 2009

Eiffel Kulesi'nde Milliyetçi Rüzgarlar..

Haberlerde gördüm,görüntüsü ve haberin niteliği çok hoşuma gitti.Eiffel Kulesi,Fransa'da yapılan "Türkiye Mevsimi" kültürel kutlamaları bünyesinde 5 günlüğüne her gün saat 20:00'den sabaha kadar kırmızı beyaz ışıklandırılacakmış.Bu kutlamalar içerisinde 400'den fazla değişik olay da planlanıyormuş.

"Türk Mevsimi" kutlamaları temmuzda Anadolu Ateşi ve Mercan Dede'nin yine Eiffel önündeki performanslarıyla başlamış ve kutlamalar marta kadar devam edecekmiş.

Tabii diğer yandan da aşırı sağcı parti Avrupa Birliğine girmesine bile karşı çıktıkları bir ülkenin renklerini Eiffel'de görmek istemediklerini söylemişler.Eylem yapacaklarmış.


Yakışmış bence.Keşke bizde de olsa da ışığıyla oynayıp dursak böyle.


Not:Bir de bugün "Dünya Mimarlık ve Konut Günü" imiş ama bu günü nasıl kutlamalıyız bilemiyorum.Mimarlık okuyan arkadaşlarınıza bugün bi çay ısmarlayabilirsiniz kutlamalar kapsamında.Kendilerini bilimum cetvelleriyle ve türk bayraklarıyla Gündoğdu meydanında kutlama yaparken görmek istiyorum,evet.

24 Eylül 2009

Olmaya Devlet Cihanda Bir Nefes Sıhhat Gibi

Son zamanlarda bana aşırı derecede sancı ve acı veren bir rahatsızlıkla boğuşmaktayım.Doktorumun dediğine göre çok ciddi ve geçmeyecek bir şey değil ama ne yazık ki acısı çok fazla.Her sabah güne 4 ayrı ilaçla başlayıp geri kalanını aynen şu kız gibi eğilmiş karnımı tutarak ve anlamsız anlamsız etrafa bakarak geçiriyorum.
Sadece bu kadar alımlı ve seksi gözükmediğime eminim...
*sigh*
Nazar değdi bana ya...Gözü çıksın her kimse.

22 Eylül 2009

Ağızla İçme Bilinci



"Şerefe!!"


İçtiğiniz ister köpek öldüren olsun ister Melon Mint Mojito,alkol çok güzel bir şeydir.İçmesi ayrı zevkli,yaptığı kafa ayrı zevklidir.Bu hoş şeyin dünyada muadili yok bence.
Kötü yanı yok mu? Aslında işin suyunu çıkarmazsanız her allahın günü içmezseniz ve bir iki kadehte durursanız pek yok.Fakat kaptırıp giderseniz hem kendinizi hem de yanınızdakileri kötü durumlara düşürebilirsiniz.Ertesi sabah yaşayacağınız baş ağrılarını ve mide bulantılarını hiç söylemiyorum.

Peki bu konu nerden çıktı..Şurdan,

Geçen gün ailem ve 2 aile daha ramazan ertesi özgürlük hissiyle önce rakı-balık sonra da Çeşme'nin son demlerinin tadını çıkarmak üzere bir otelin barında içme keyfi yaptık.Ortamdaki herkes hafif çakırkeyf olmasına rağmen aramızda 55+ yaşlarında bir amcada gözler kaydı,yüz kızardı,bildiğimiz sarhoş oldu.Eşi de yanımızda olmasına rağmen gerek şarkı söyleyen kız olsun,gerek içkileri çerezleri getiren zavallı garson kız olsun herkese asılmaya başladı.Almancayı çok iyi konuştuğundan(!!),otelde 6 kişilik oda tutup oteldeki tüm garson kızları ve şarkı söyleyen kızı toplayıp geceler geçirmekten,hayata bir daha gelse herkesi elden geçireceğinden bahsediyordu.Eşinin umursamasını ve müdahale etmesini beklersiniz,kadında tık yok! Ben bile utandım,kadın kafasını çevirip bakmadı bile.Hatta gülüyodu adama..Ne biçim ilişkiyse bu.Bir de 25 yıldır evlilermiş.Rezillik..

Gece Çeşme gecelerinin geleneksel sonu olan çorbacıya gitmeyle bitti.Çorbacının garsonları bıyıklı öküz gibi adamlar olduğundan kimseye asılamadı tabii ama kaderin cilvesi, masada tam karşıma denk geldi.Çorba eğilerek içilen bir şey olduğundan ve bluzum biraz geniş yakalı olduğundan,karşımdaki de gözümde pek hayırlı biri olarak görünmediğinden olur da ben farketmeden gözü kayar diye şekilden şekile girdim.
Sinir bozucuydu..

Ağzımızla içelim,içmeyenleri döveli..ehm..uyaralım,engelleyelim falan.

08 Eylül 2009

Oh Heathcliff, how we missed you..

Emily Bronte'nin yazmış olduğu bir klasik hatta yazdıktan sonra ölüp gitmesi nedeniyle tek klasik olan Wuthering Heights (Türkçe olarak Uğultulu Tepeler/Rüzgarlı Bayır veya azerice Tufanlı Aşırım..-hehe-) eserini hepimiz biliyoruz sanırım.Okumayanlarınız varsa da yazarının ve/veya kitabın ismini duymuştur.

Bu eserin genelde lisede kitabı okutulur ardından da filmi izletilir.(genellemenin kaynağı ekşi sözlüktür).Bornova Anadolu Lisesi'nde okuduğum dönemde bizim için de öyleydi.
Okuduğumuz ingilizce versiyonu ve arkasından izlediğimiz 1992 yapımı filmi bizleri(ben ve birkaç kız arkadaşı daha) canlandırdığı muhteşem kaotik ve karizmatik karakter Heathcliff sayesinde birer Ralph Fiennes hayranı yaptı.

Şu sıralarda bu güzel eser tekrar filme alınmaktaymış.Ralph Fiennes'in boşluğunu dolduracak kişiyi merak edip ufak bir araştırma yaptığımda bayağı şaşırdım,çünkü yeni Heathcliff'imiz Ed Westwick yani Gossip Girl dizisinden bolca tanıyıp gördüğümüz Chuck Bass.

Bilen bilir, Chuck Bass karakterini Gossip Girl'ün kitap serisinde ilk okuduğum ve dizisinde ilk gördüğüm günden beri hayranlıkla okuyor+izliyorum.Eddieciğimi(evet o derece samimiyiz) de bir çok açıdan "Vay be.." diyerek takip eden biriyim ama Heathcliff gibi bir karakterin altından kalkabilecek mi bu konuda ciddi şüphelerim var.İzleyip göreceğiz..

Yeni Catherine karakteri ise(cidden merak ediyor muyuz ki?) eski bir Bond kızı olan Gemma Arterton."Yağmur altında beyaz geceliğiyle dışarıda koşturan kız sahnesi" için bir Bond kızından daha süper vücutlu birini bulamazlardı herhalde..


Cathy:Sana olan aşkım şey gibi..Biber.
İzleyenler:WTF?!?! hahahaha..
(gerçektir =) )